
GÖZÜM
bir iki kulaç daha ve işte mutluluk!
rüzgârlar el kapatırken rengarenk
çiselerken su üstünde kor ateşler
mavi; yani hâlâ mavi bir güzele
tuval arıyorum; ve hâlâ, kulaç
kulaç sabrediyorum mutluluğu
kalkıp kaçak çay demleyebilirsin
sahiplenemez o hüzünlü ellerinle
boydan boya boyayabilirsin de
duvarları naylon şiirlerle ve
biliyorsun, ağrındadır o şimdi
-ah öyle ak pak olmasaydı ellerin
hiç zincirler miydim boynumu eline
sol avucunun içinde bir akciğer
ki nefes alır durur, biliyorsun
“gözüm” nerede oturduğunu da-
belki de bir kupon yaparsın kalkıp
hiç yatırmaz o peygamber ellerinle
eh, biliyorsun, do re mi fa sol lâ si
do da olabilirsin, o şimdi ülkesinde
düşlerinin şah mat gibi devrilirken
-ah “gözüm” acıyor düştüğün yerler
ki tek bir kulaç daha ve işte mutluluk!
biliyorsun, hiç oturur muydun orada
en nadide köşesine bir ölümsüz gibi
ve hâlâ mavi, hâlâ mavi olur muydun-
fırçayı şöyle bir yandan daldırdım
ve seyrek ayak izlerine boyadım aşkı
borular öterken yat kalk yat kalk
sürerken kokusunu iklim çiçekleriyle
üzgünüm; çünkü, sığdıramadım gönlün
tül tuvaline seni, maviyi, ki hiçbir şeyi...
bir iki kulaç daha ve işte mutluluk!
rüzgârlar el kapatırken rengarenk
çiselerken su üstünde kor ateşler
mavi; yani hâlâ mavi bir güzele
tuval arıyorum; ve hâlâ, kulaç
kulaç sabrediyorum mutluluğu
kalkıp kaçak çay demleyebilirsin
sahiplenemez o hüzünlü ellerinle
boydan boya boyayabilirsin de
duvarları naylon şiirlerle ve
biliyorsun, ağrındadır o şimdi
-ah öyle ak pak olmasaydı ellerin
hiç zincirler miydim boynumu eline
sol avucunun içinde bir akciğer
ki nefes alır durur, biliyorsun
“gözüm” nerede oturduğunu da-
belki de bir kupon yaparsın kalkıp
hiç yatırmaz o peygamber ellerinle
eh, biliyorsun, do re mi fa sol lâ si
do da olabilirsin, o şimdi ülkesinde
düşlerinin şah mat gibi devrilirken
-ah “gözüm” acıyor düştüğün yerler
ki tek bir kulaç daha ve işte mutluluk!
biliyorsun, hiç oturur muydun orada
en nadide köşesine bir ölümsüz gibi
ve hâlâ mavi, hâlâ mavi olur muydun-
fırçayı şöyle bir yandan daldırdım
ve seyrek ayak izlerine boyadım aşkı
borular öterken yat kalk yat kalk
sürerken kokusunu iklim çiçekleriyle
üzgünüm; çünkü, sığdıramadım gönlün
tül tuvaline seni, maviyi, ki hiçbir şeyi...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder