23 Temmuz 2008 Çarşamba



Bir şiir daha yazacağım adına

İçinde güller açan.

Güller bahçesinde olacak...

SEN, ince, zarif, saflığın, temizliğin simgesi BEYAZ GÜL

BEN, göklerin, denizlerin sonsuzluğunun simgesi MAVİ GÜL.

Aşkının rengi olacaksın şiirimde

Bende kendi aşkımın.

Aşkımızın rengine bürüneceğiz güller bahçesinde.

Kırmızı güllerin içinde kökleri bir,

BEYAZ ve MAVİ birer gül olacağız ikimizde.

Güller açacak bu şiirimde.

Sevmeyi çok iyi bilen

Sevdalı iki gül olacağız bu şiirde.

Sigaram zehirlerken bedenimi

Dumanları eşlik edecek bize, sevgimize.

Goncaları ayrı olsada

Kökleri bir değil midir güllerin.

Aynı kökte iki goncayız şimdi.

Gİtmeleri bilmeyen,

Birbirine bağlı iki gülüz şimdi.

SEN BEYAZ, BEN MAVİ...

Tıpkı aşklarımız gibi

Sensizliğin denizinde yürüyorum
çıplak ayaklarımla.
Simsiyah bir haykırış akıyor gözlerimden,
ellerim anılarımda…
Mavi bir gül aşkı anlatıyor semalarımda.
Ne yapmaktasın şimdi,
hangi sevda yollarını adımlamaktasın bilmiyorum.
Başlıyor yokluğun infazları,
kan damlıyor gözlerimden.
Sen git…
Ben kalmak istiyorum
gecelere sığmayan sevdamla.


Düş bahçemizde bir ömürdü geceler oysa,
karanlığın içindeki Ay’dı gül yüzüm.
Yalnız geceleri görünür, günü sevmez karanlığım,
güneşe yakışmaz tenim.
Düşünüyorum da bendeki bu karanlığın bir adı olmalı,
ya da bu dünyanın bir anlamı olmalı.
Kanadım kolum kırık…
Dudağımda bir çığlık, affet ağlıyorum, affet…
İstemesem de susuyorum, kızma…
Ölüyorum sensiz, gitme.
İtme beni karanlıklara…
Dertlere sarma yorgun yüreğimi…


Kapı önünde boynu bükük bir sevdalıyım işte.
Eşkıya ayrılıklarla kesilir düşlerimin yolları…
Zamansızlık kalır içimde,
oysa delice yaşamak vardı tüm renklerde.
Güneşin ellerinden tutup, yanılgılara vurmak özlemi.


Ey yar, vedanın rengini söyle bana.


Tek başına yanmalarım yetmedi mi daha,
saatler vuslatı vurmadı mı anlat.
Rüzgarıma kapatma pencerelerini,
alışma bensiz sabahlara.
Yeniden doğmayı öğret bana,
belki’siz, keşke’siz cümleler sarfet.


Acılı göz yaşlarımın çığlıkları yankılanır
gecemin duvarlarında.
Sustuğum kadar sevdim seni,
ateşli avuçlarımla bilesin.
Hükümsüzüm şimdi…
Hüzünlere demir atarken yüreğim,
umutlar martı olur uçar ellerimden.
Ufuklara bakıp boşa beklerken gözlerim,
canıma kasteder aramıza serilen fırtına.
Sığınmak isterim sana, kıyamam…
Olmayacak duaları bırakır dilim, kalamam…


Ey yüreğim, duy sesimi…


Soğuk kayalıklardan engin denizlere bırak kendini.
Geceler güne dönerken elini belime koy hadi,
son kez dans edelim.
Sevdanın görüş günleri olsa da yüreğime yasak.
Mevsimsiz saçlarıma dokun,
sonbahar gibi uzak.
Ayazda kaldım nedensiz.
Siyah gibi ümitsizim.
Söyle neden sana varan her yollar hep uzak.
Gecenin gölgelerinde üzgünüm,
hüzünden öteyim ağlamaktan küflü duvar diplerinde.


Ey sevda,


Mavi bir ay doğdu geceme, bak.
Kırmızı elbisesiyle geldi aşk,
uzandı çimenlere.
Sarı tüllerin ardında kaldı umutlar…
Her dokunuş beyaz, alevlerin içinde.
En çok saçlarımı severken
koynumdaki kırmızı güller,
gözlerimde ıslanır mor menekşeler.
Gün batımları acıtır içimi,
yenilirim gitmelere yürekten.
Düşerim bir mavi gök tutmaz ellerimden.
Kanatları kırılır yüreğimin,
bir kalemin ucunda şimdi ümitlerim.


Yalnızlık denen karanlık mahzende üşürken ellerim
SEVDAMIN HÜZÜN DİLİ'yle sana seslenirim.
Göz bebeklerimde nefesinin göğsündeki iniş çıkışları,
ellerimde kalp atışın…


Sen uyu sevgili,


Masal olan yapraklarımla; tatlı düşlerdeyken sen,
kelebek kanatlarımla gelir,
gül kokumu başucuna bırakır,
ben yine üzerini örterim.



Alıntı

21 Temmuz 2008 Pazartesi

beşik




Söz-Müzik: Sezen Aksu



Buraya bu acıyı çekmeye geldik

Hazdan kendimizden geçmeye geldik

Hayat iksirinden içmeye geldik

Geldik, gidiyoruz



Yollar diken, yollar ıtır yasemen

Her lezzeti tattık aynı kaseden

Şeytan gibi bizi tene hapseden

Bizdik, biliyoruz



Beşik gibi sallar hayat bizi

Çeker basar vesikalık resmimizi

Gözlerimiz kimlik belgesi gibi

Kayıt tutar, ya buz ya bebek mavisi

Mükemmel teşhisi



Aşk koruyabilir bir tek

Kaldıysa eğer hâlâ masumiyetimizi

Biz altında imzası olan aşıklar

Böyle yazdık vasiyetimizi